Türkiye’nin Yüksek Faizli Düşüşü: Üretim mi Kayıp, Dış Denge mi Dert?
Özgür Karabat ankara’da konuştu, “Enflasyonu düşürmeye çalışırken Türkiye’nin üretim gücü ve dış dengesi hangi bedeli ödüyor?” dedi. Karabat sosyal medya hesabından atmıştı, “Türkiye üretirken pahalı, ithal ederken ucuz” başlığıyla, “Türkiye bilinçli bir şekilde üretimden çıkarılıyor” diye belirtti. 1,4% sanayi üretimi gerilemesiyle birlikte, “kredi büyümesi şubat sonundaki yüzde 34,6’dan yaklaşık yüzde 25’e geriledi” sözünü ekledi.
Türkiye ekonomisi yüksek faiz ve sıkı kredi politikasıyla soğutuluyor. Politika faizi yüzde 37, TCMB ise para piyasası faizlerinin üst bant olan yüzde 40’a yakın oluşmasını sağlıyor. 4,2 bil doları, yıllıklandırılmış 38,9 bil dolara çıkmış, “bu kadar ağır sıkılaştırmaya rağmen dış denge neden düzelmiyor?” diye soruyor.
Haziran ayında cari açık 4,2 bil doları, yıllıklandırılmış 38,9 bil dolara yükseldi. Ekonomi bu kadar soğutulurken dış dengede beklenen iyileşme görülmüyor. TL reel değerlenmesiyle birlikte, “TL’nin reel olarak değerlenmesi, sanayicinin artan maliyetlerini baskılamıyor” diye vurgu yapıyor.
İhracat 136,1 milyar dolara, ithalat 189,2 milyar dolara yükseldi. İhracattaki artış yüzde 3,6, ithalat ise yüzde 4,6 arttı. İlk 6 ayda 53 milyar dolarlık dış ticaret açığı verildi. Bu rakamlar, “Türkiye üretimden uzaklaşırken hangi ekonomik modele yöneliyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye yüksek faizle birlikte yabancı yatırımcılar için carry-trade cazip hale geliyor, portföy girişleri ve yurt dışından sağlanan krediler döviz ihtiyacının finansmanında önemli rol oynuyor. “AKP bu düzeni ayakta tutmak için dış finansman desteğine bağımlı” diyerek, “her türlü diplomatik tavizler veriliyor, Türkiye’de otoriter bir sistem inşa ediliyor” diye gözlemledi.
Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber

